Kılıç ile Kalemin Aynı Elde Buluşması
Tarih, savaş alanında kazanan hükümdarları bol bol tanımıştır. Ama hem Yunan destanlarını orijinal dilinde okuyabilen, hem Farsça şiir yazan, hem sarayına İtalyan ressam çağıran, hem de matematik ve astronomiyle uğraşan bir fâtihin varlığı başlı başına şaşırtıcıdır. Fatih Sultan Mehmed, yalnızca bir imparatorluğun kurucusu değil, 15. yüzyılın — Doğu’sunda ve Batı’sında — belki de en çok yönlü entelektüel figürüdür.
İlber Ortaylı bu gerçeği şöyle özetler: “Fatih’in İtalyanca ve eski Yunanca bilmesi, konuşması ve rahatça okuması; bunun dışında Arapça ve Farsçada da Türkçe gibi kalem oynatması, onu Rönesans dönemi boyunca en donanımlı münevver olarak ortaya çıkarmaktadır.”
Batı Rönesansı’nın en parlak isimlerine — Pico della Mirandola, Johann Reuchlin — bile Şark dillerini öğrenmek nasip olmamış, Yunanca yeni yeni keşfediliyordu. Fatih bu dilleri eş zamanlı olarak, hem yöneten hem düşünen bir akılla taşıyordu.
Beş Dil, Bir Zihin
Fatih’in kesin olarak bildiği diller konusunda çağdaş kaynaklar hemfikirdir. Yunanlı tarihçi Georgios Trapezuntios, 1466’da Papa II. Paul’e yazdığı mektupta şunları söyler:
Apertius et latius rem omnem exposui — Graece bene intelligit, Latinam minime.
“Her şeyi açık ve geniş biçimde anlattım — Yunancayı iyi anlıyor, Latince bilmiyor.”
Georgios Trapezuntios, Papa II. Paul’e Mektup, 1466
Bu ifade iki önemli şeyi ortaya koyar: Fatih’in Yunancası doğrulanmış ve birincil kaynaklarca belgelenmiştir; Latince bilgisi ise —efsanevi anlatıların aksine— güçlü değildir. Aynı şekilde, Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki bir okul defteri, padişahın kendi el yazısıyla hem Yunan hem Arap alfabesi harflerini yazdığını gözler önüne serer.
Fatih’in Bildiği Diller — Kaynaklar Işığında
- Türkçe — Ana dili; Avnî mahlasıyla divan şiiri kaleme aldı
- Arapça — Yüksek düzeyde; akademik ve dini metinleri okudu, yazdı
- Farsça — Yüksek düzeyde; şiir yazdı, Fars klasiklerini okudu
- Yunanca — İyi düzeyde; Trapezuntios tarafından bizzat teyit edildi
- İtalyanca — Okuduğu, kısmen konuştuğu bilinir; tartışmalı unsurlar var
- Latince — Sınırlı; Trapezuntios’un mektubunda açıkça zayıf gösterildi
838 Kitabın Sahibi
Fatih’in kütüphanesi, döneminin Osmanlı sarayında eşi görülmemiş bir koleksiyondu. Vakfettiği 838 kitap, II. Bayezid döneminde bağışlarla 1241’e, Kanuni döneminde ise 1770’e ulaşacaktı. Ama rakamlar hikâyenin yalnızca bir parçasıdır.
Günümüze ulaşan Yunanca elyazmalarından beş ya da altısının doğrudan Fatih ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Bunların arasında Büyük İskender’in biyografisi olan Arrianos’un Anabasis‘i özellikle dikkat çeker: El yazısı uzmanlarına göre bu kitabı Kritovulos bizzat Fatih için kopya etmiştir.
Topkapı’daki Yunanca elyazmalarının büyük çoğunluğunun — 42 tanesi — din dışı konulara ait olması, Fatih’in pozitif bilimlere, tarihe ve felsefeye olan merakını somutlaştırır.
Kütüphaneden Seçme Eserler
- Homeros — İlyada (Yunanca; Topkapı’da bir sayfası bugün hâlâ mevcuttur)
- Arrianos — Anabasis (Büyük İskender biyografisi; Kritovulos tarafından kopya edildi)
- Batlamyus — Coğrafya (tercüme ettirilerek kütüphaneye kazandırıldı)
- İbn Sina — El-İşârât ve’t-Tenbîhât (mantık, fizik, metafizik, ahlak)
- Aristoteles — Çeşitli eserler (2 cilt)
- Hesiodos, Pindaros (Yunan şiiri)
- Ptolemaios — Coğrafya yorumlu baskısı
Yüzyılların Öcü
Fatih, İstanbul’un fethinden dokuz yıl sonra, 1462’de Çanakkale Boğazı’nı geçerek Troya harabeleri üzerine bir yolculuk düzenledi. Bu ziyaretin tek çağdaş tanığı, saray tarihçisi ve bizzat Fatih’e kitabını ithaf eden İmrozlu Kritovulos’tur.
“II. Mehmed Çanakkale Boğazı’nı ordusuyla birlikte geçti, Küçük Frigya’ya doğru ilerledi ve İlion’a vardı. Eski Troya şehrinin yıkıntı ve izlerini, kapsamını ve çevresinin avantajlarını gözlemledi. Akhilleus ve Aias gibi kahramanların mezarları üstünde öykülerini dinledi. Onları övdü ve onların büyük işlerini hatırlatacak Homeros gibi bir şairleri olduğu için kutladı.”
Kritovulos, Historia, 1462 — Türkçe çeviri
“Tanrı, uzun yıllar sonrasında bu şehrin ve bu şehrin sakinlerinin öcünü alma görevini bana verdi. Şehirlerini yakıp yıkan düşmanlarını boyunduruğum altına aldım. Bu düşmanlar o dönemde Yunanlılar, Makedonyalılar, Teselyalılar ve Peloponesyalılardı; onlar bu şehri yağmaladılar. Ancak onların torunları, uzun yıllar sonrasında Asyalılara yapılan bu adaletsizliğin cezasını şimdi benimle ödediler.”
Kritovulos — Fatih’in Troya’da Söylediği Sözler, 1462
Tarihçi Stéphane Yerasimos bu aktarımın güvenilirliğini şöyle değerlendirir: Bu sözler Fatih’in onayı alınmadan saray tarihçisi tarafından yazılamaz; dolayısıyla gerçeği yansıtma ihtimali yüksektir.
Şair Sultan: Avnî
Fatih, “Avnî” mahlasıyla divan şiiri yazdı. Günümüze ulaşan tek eserinin — Avnî Divanı‘nın — içinde 70 manzume bulunmaktadır. Divan ilk kez 1904’te G. Jacob tarafından Berlin’de basılmıştır.
15. yüzyılın en parlak edebiyat eleştirmenlerinden Sehî Bey’in değerlendirmesi şöyledir: “Sözleri merdâne, gazelleri âşıkane ve yer yer hikemîdir.”
Gözleründen akan anun yaş yerine kan olup
onun gözlerinden akan artık gözyaşı değil, kan olur.
Mâlik olan Avniyâ bir gence gencûr istemez
Ey Avnî, ona sahip olan, başka bir hazineye muhtaç olmaz.
Sen Sitanbul şahısun, ol (da) Kalata şahıdur
Sen İstanbul’un şahıysan, o da Galata’nın şahıdır.
Hem Doğu’nun Hem Batı’nın Efendisi
Fatih, Rönesans İtalyası ile entelektüel bir gerilim ve çekim ilişkisi içindeydi. Sarayına Venedikli ressam Gentile Bellini’yi davet ederek portresini yaptırdı — bu hareket, Müslüman bir hükümdar için dönemin normlarını kıran, son derece bilinçli bir estetik tercihtir.
“Şüphesiz ki sen Roma imparatorusun. Roma imparatorluğunun merkezini kim elinde tutuyorsa o imparatordur. İmparatorluğun merkezi de Konstantinopolis’tir.”
Trabzonlu Georgios — Fatih’e Mektup
Tarihin Seyrek Yetiştirdiği Bir Zihin
Fatih Sultan Mehmed, entelektüel tarihte nadir görülen bir tiptir: iktidar ile bilgi, eylem ile sezgi, imparatorluk inşası ile şiir yazarlığı aynı zihinsel yapıda barışıktır. Homeros’u okurken Troya kahramanlarıyla kendi tarihini örtüştüren; Bellini’yi sarayına alırken Osmanlı minyatür geleneğinin dışına adım atan; divan gazelleri kaleme alırken aruzu ustalıkla kullanan bu hükümdar, salt bir kahraman değil, bir entelektüel projedir.
“Ölenlerin çokluğunu, evlerin boşaldığını, şehrin tümüyle uğradığı yıkımı gördü. Yapılan bu yıkım ve talan için birden acıma ve pişmanlık duygularına kapılarak gözleri yaşlarla doldu, derin derin iç geçirerek üzüntüyle: ‘Nasıl bir şehri talan ve yıkıma terk ettik?’ dedi.”
Kritovulos, Historia — İstanbul’un Fethi, 1453
Kaynaklar: Kritovulos — Historia (1451–1467) · Avnî Divanı · Georgios Trapezuntios Mektubu (1466) · İlber Ortaylı — Fâtih Sultan Mehmed · Halil İnalcık — Osmanlı Uygarlığı


